Bidat kulturu 'yenilikciliktir'; yani modernize edilirse bu kavram ortaya reformist harekatcilarin savunduklari zuhur eder.
Sozlukbilimsel bir katkiyi takdim ediyorum forumdaslarima ve BSTS sozlugunden iktibas ettigim cumleyi kendimce tesfir etmeye calisarak; iste gorebileceginiz gibi yorumum asagidadir:
BSTS / Yazın Terimleri Sözlüğü1974 demiş ki;
tasavvuf İslâm dininde varlık birliğini, kamutanrıcılığı temel düşünce olarak alan, felsefeye bağlı, gizemci bir özel inanış ve anlayış.
Sozlukten aldigim izlenim, duygu, kavrayisla boyle diyorum ve gelecek paragraflari tamamiyla tasavvuf uzerine yogunlasarak anlatiyorum.
"Bu tanımlamaya göre tasavvuf yalnızca bireysel hürriyete mahsus olmayabilir. Tasavvufta varlığa azami bir ululuk ahdetme söz konusudur."
-- dedikten sonra, meseleye inmek istiyorum:
Hz. Muhammed derki Allah buyurur: "Ne yone donerseniz ben oradayim, bana secde etmis olursunuz" ayni sekilde niyeti Allah tapinmaciligi olan birisi icin Semá bid'at olsa dahi caizdir, guzelliktir. Nasilki Allah gelisiguzel namaz kilanlari sevmiyorsa, ustunlugun takvada oldugunu belirtiyorsa, bunun icinde kistaslari vardir kuskusuz. Allah'tan korkanin ibadeti nasil yapacagi konusunda kesin yargi-hukum yoktur. Ben Kur'an-i Kerím'i boyle okudum.
Neyse, hadisenin sonrasinda bir takim hutbeci (Cuma gunleri namaza gidenler) sozde Musluman - Muhammadiye'nin zorlarina gitmis olacak ki Allah'a sirk kosmaya; tek olan Allah'i cift gosterme girisimine girmislerdir. Bunlarin zikirsel ve fikirsel adaplari bozuk ve carpiktir.
Bu sahte sahsiyetlerin gayri - Islami beyanlarini okumak yerine Tasavvuf'un acilimindan bahsedelim:
Tasavvuf sufizmde yayginlasan ve yaraticiya sart ve sirk kosmaksizin kibleni cevirmektir; yani teslimiyetin bir baska yorumudur. Sema bilindigi gibi neolitik bir inanc olan samanizm'de dahi ritueller ekseninde dikkatleri cekmektedir ve Alevilikte, Mevlevilikte ve Sufizm'de basrol oyuncusudur. Buyuk bir Islam (Mevlevi) alimi ve ustadi olan Mevlana hakk'a sirk mi kostu ya da bir yenilik mi uretti ibadet adina? Katiyen onu isnat edebilecegimiz bir durum soz konusu degildir. Birtakim Safi merkezli tarikatin cekememezligi ve kotu emellerle cekistirme gayretinin urunudur Mevlevilerin ve Alevilerin dislanmisligi. Tasavvuf bir ask halidir ve mukrehen degil gonullulukle icra edilen bir ibadeti; isimsel olarak 'Sema' dedigimiz kavrami ihtiva eder. Semazenler'in dongusu asikare bir mueyyidedir; inandiklari ve gonul bagiyla bagli olduklari Allah'in buyrugudur; kompulsif degil istenilerek yapilan bir ibadettir sema.
Dinimizi ne az miktarda, ne de busbutun cirkefliklerini nufuz ettirerek kirletmelerine goz yumalim dostlar.
Saygilarimla ve Sevgilerimle
Sunday, 28 June 2009
Saturday, 27 June 2009
Psikoloji tartismasi (mustafa c)
Cunku? Genelde cumle olustururken 'cunku' deyimi kullanildiginda ardindan devamlilik arz eden bir hususa deginilir. Mesela "ben bir hiyarim cunku yenilirim" gibi bir ornek verebiliriz. Neden bu kaniya vardim ya da neden bunu yazmayi bir ilke edindigimi aciklamam herhalde gereksiz olacaktir fakat yinede bazi konular aydinlansin diye "yazmaliyim" dusuncesindeyim: bu hataya genelde hepimiz istemdisi olarak dusebiliyoruz, maksadim yazdiklarimiza ozen gostermemiz konusunda kendimizi uyarmak ve mumkunse bunu bilincaltimiza uyarlamak'ki cumlelerde ayni sekilde ictihatli olsun.
'Zayif insan' psikoloji biliminde kullanimda olan bir terim midir yoksa sizin kendi yorumunuzmudur? Ciddiyeten bilimi referans almaksizin boyle ciddiyetsizce martaval okumak ve meal ozetlemek ne derece mantik cercevesine sigdirilabilinir?
Ya da soyle diyelim cizmeyi asmamak adina farklilik yaratma gayesiye: bir insani zayiflastiran ogeler nelerdir? Hayatsal tecrubeler degilmidir sahsiyet baglaminda kisiligi etkileyen?
Kisilik psikolojisi gunumuzdeki psikoloji biliminin evrimsel asamasindan canlanmistir. Kisilik psikolojisi subject'in (oznenin) yani kisinin gecirdigi psikolojik inis - cikislarin; yani safhalarin analizini yapmak uzere tasarlanmis bir bilim dalidir. Kurgusaldir cunku bu bilim dali kendine bir insan modeli secer ve bu insan modelini nitelendirir; orneklemek gerekirse "zayif karakterli" ve ya "dayaniksiz - gucsuz - cekingen - mahcubiyet sahibi - sikilgan - tereddutlu" gibi uzatilabilecek bir liste halini alir. Fani dunyada her turlu olusum maddeselligi ihtiva ettigi icin, insanin tabiatinda ve kisiliginde'de fanilik ve simgesellik bulunur. Insan bir oyunun icinde oyuncudur; eger basroldeyse o zaman oznenin kendisi olur ve 'tani' konulmasi uzerine saglik gorevlilerin ve psikiyatristlerin denetimi altinda bulundurulur ve birtakim sinavlara tabii tutulmak uzerine cesitli atmosferleri ve dekor dizayni olan odalara tasindirilir; bir 'imge' yaratilmaya calisilir zat'in zihninde ve boylece onun cocuklugunu arastirma islemi baslatilmaktadir. Henuz ergenlige ulasmadigi ve eriskin - ergin olmadigi bu donemde yasadiklari bir film seridini temsilen odaklandirirlir ve oznenin baslica etkilendigi yasam tecrubelerine hekimce yogunlasilir; bu durumda ozne kendi hikayesine psikiyatrist'in konumundan yani katilimci gozuyle giris yapmis olmaktadir. Bu vaziyetin sayesinde'de kisi kendi yasadiklarini dokum halinde bolusturerek tekrardan yineleme vasitasiyla mevzuatlari parallellikle birlestirerek olumlulastirir ve yasadiklarinin geciciligini fark etmesine yardimci olur bu durum. Bu 'onaylama' ve 'olumlulastirma' seruveni kisinin tepisel sorunlarina cozum olmak uzere ayarlanmistir. Tepiler genelde bilincaltina nufuz etmis duygusallasan birikimlerin eylemsellik formunda 'davranis - hareket' olarak disavurumudur'ki bunlar kisinin psikozlu olmasiyla daha fazla boyut kazanir. Bu defa kompulsiflesen ve kangrenlesen; ciddiyet arz eden birtakim garip ve beklenmedik tepkilerin siklasmamasi icin calisma yurutulur; bu teshisle birlikte ucuncu asamadir. Bu asama esnasinda kisi sohbetle oyalanmaya calisilir ve genelde kisinin istemlerine uygunca hareket edilir. Mesela kisi tedavi sure zarfinda ufak bir istekte bulunsa dahi buna karsilik verilmesi esastir. Kisinin uyumsuz ve inatci davranislari duzeltilmeye calisilmalidir ve bu evreden sonra duzeltilemezse ruh bilimciler tarafindan uyusturularak karantina'ya (hapsedilme) alinir. Gayrimuntazam hareketlerin saptanmasiyla ilacli tedavi baslar cunku olay artik basit bir psikolojik sorundan ibaret degildir ve teferruati genis bir meseledir.
'Zayif insan' psikoloji biliminde kullanimda olan bir terim midir yoksa sizin kendi yorumunuzmudur? Ciddiyeten bilimi referans almaksizin boyle ciddiyetsizce martaval okumak ve meal ozetlemek ne derece mantik cercevesine sigdirilabilinir?
Ya da soyle diyelim cizmeyi asmamak adina farklilik yaratma gayesiye: bir insani zayiflastiran ogeler nelerdir? Hayatsal tecrubeler degilmidir sahsiyet baglaminda kisiligi etkileyen?
Kisilik psikolojisi gunumuzdeki psikoloji biliminin evrimsel asamasindan canlanmistir. Kisilik psikolojisi subject'in (oznenin) yani kisinin gecirdigi psikolojik inis - cikislarin; yani safhalarin analizini yapmak uzere tasarlanmis bir bilim dalidir. Kurgusaldir cunku bu bilim dali kendine bir insan modeli secer ve bu insan modelini nitelendirir; orneklemek gerekirse "zayif karakterli" ve ya "dayaniksiz - gucsuz - cekingen - mahcubiyet sahibi - sikilgan - tereddutlu" gibi uzatilabilecek bir liste halini alir. Fani dunyada her turlu olusum maddeselligi ihtiva ettigi icin, insanin tabiatinda ve kisiliginde'de fanilik ve simgesellik bulunur. Insan bir oyunun icinde oyuncudur; eger basroldeyse o zaman oznenin kendisi olur ve 'tani' konulmasi uzerine saglik gorevlilerin ve psikiyatristlerin denetimi altinda bulundurulur ve birtakim sinavlara tabii tutulmak uzerine cesitli atmosferleri ve dekor dizayni olan odalara tasindirilir; bir 'imge' yaratilmaya calisilir zat'in zihninde ve boylece onun cocuklugunu arastirma islemi baslatilmaktadir. Henuz ergenlige ulasmadigi ve eriskin - ergin olmadigi bu donemde yasadiklari bir film seridini temsilen odaklandirirlir ve oznenin baslica etkilendigi yasam tecrubelerine hekimce yogunlasilir; bu durumda ozne kendi hikayesine psikiyatrist'in konumundan yani katilimci gozuyle giris yapmis olmaktadir. Bu vaziyetin sayesinde'de kisi kendi yasadiklarini dokum halinde bolusturerek tekrardan yineleme vasitasiyla mevzuatlari parallellikle birlestirerek olumlulastirir ve yasadiklarinin geciciligini fark etmesine yardimci olur bu durum. Bu 'onaylama' ve 'olumlulastirma' seruveni kisinin tepisel sorunlarina cozum olmak uzere ayarlanmistir. Tepiler genelde bilincaltina nufuz etmis duygusallasan birikimlerin eylemsellik formunda 'davranis - hareket' olarak disavurumudur'ki bunlar kisinin psikozlu olmasiyla daha fazla boyut kazanir. Bu defa kompulsiflesen ve kangrenlesen; ciddiyet arz eden birtakim garip ve beklenmedik tepkilerin siklasmamasi icin calisma yurutulur; bu teshisle birlikte ucuncu asamadir. Bu asama esnasinda kisi sohbetle oyalanmaya calisilir ve genelde kisinin istemlerine uygunca hareket edilir. Mesela kisi tedavi sure zarfinda ufak bir istekte bulunsa dahi buna karsilik verilmesi esastir. Kisinin uyumsuz ve inatci davranislari duzeltilmeye calisilmalidir ve bu evreden sonra duzeltilemezse ruh bilimciler tarafindan uyusturularak karantina'ya (hapsedilme) alinir. Gayrimuntazam hareketlerin saptanmasiyla ilacli tedavi baslar cunku olay artik basit bir psikolojik sorundan ibaret degildir ve teferruati genis bir meseledir.
Thursday, 25 June 2009
CHE GUEVARA (SEVGILI KARDESIM)
Anarchic intervention is an inevitable circumstance that awaits the globalism of capitalistic maltreatment to revolutionaries and brave men alike.
Che Guevara's death is dated: circa October 9th, 1967 ....... he actually submitted himself for the sake of the people! Materialistically and physiologically he was only flesh and bone but he had a heavenly outlook and observation on the citizens of the Earth. He believed in world revolution that would imperatively engulf each nation and bring what everybody in the world essentially need: peace in the mind, peace in the body; friendship; partnership; and love etcetera. Mustafa C
Bu yazim butun devrimcilere armaganim olsun.
Che Guevara's death is dated: circa October 9th, 1967 ....... he actually submitted himself for the sake of the people! Materialistically and physiologically he was only flesh and bone but he had a heavenly outlook and observation on the citizens of the Earth. He believed in world revolution that would imperatively engulf each nation and bring what everybody in the world essentially need: peace in the mind, peace in the body; friendship; partnership; and love etcetera. Mustafa C
Bu yazim butun devrimcilere armaganim olsun.
Friday, 12 June 2009
MUSEVILIGIN TARIHI ANLATIMI
Museviler (Yahudiler) Zannedildigi kadar bagnaz bir kulture sahip degiller.
Yahudi medeniyetleri uzerine bir yazi kaleme alacagim sizler icin.
Herseyden evvel Yahudilik dunyanin ilk monoteistik (tektanrici) inancidir. Yahudilik zengin ve kulturel bir medeniyet kurmuslardir, en onemli nokta ise alimlik muessesseleridir. Bes bin yillik bir tarihi olan Musevilik, Yahudi cemaati gucunu imanindan almakta, tek Tanri'ya inanmakta, on emir taraftarligi yapip onca mukerrer eziyete karsi sapa - saglam ayakta durabilmekte ve dunyani kapsayan bir felsefe tasirlar.
Yahudi medeniyetinin mensesi Mezopotamya'dadir, Ibrahim ve destekcilerinin 2000 ve 1700 (Isa'dan once\Milattan once) yillarinda hicret ettigi tarihtedir. Ibrahim ve yoldaslari baskilardan ve ac kalinma korkusundan uzaklasmaktaydilar. Ibrahim'in ahfadi Misir'a goc ettiler ve son olarak Filistin'de konuslandilar. Israil hukumdarligini insa eden ve kurumlastiran Davut peygamber idi, Kuduste'de baskenti insa ettirmisti fakat milattan sonra 135'te Romenler burayida yikti. Buna ragmen yikilistan once Yahudiler Ortadogu'da kimliklerini duyurmaktaydilar; bati Avrupa'da da san edinmislerdi degerli ogreti ve kulturleriyle; ictenlikleri ve cana yakinliklariyla ve sevecenlikleriyle. Millattan once 700 ve 1100 tarihleri arasi Avrupa Karanlik Cagdayken, Ortadogulu Yahudiler edebiyat ve kultur konusunda Altin Cag tecrubesini yasimaktaydilar, maalesef bu surecin devamliligi saglanamadi. Hristiyanlar Yahudilere kotu bir donemi mujdelediler Avrupa'daki bu donemlerde Yahudilere is hakki taninmamaktaydi ve toprak sahibi olmaktanda men edilmislerdi. Avrupa'da Yahudi topluluklarina karsi kin ve hiddet artti, topluca saldirilardan tutun sucsuz insanlara bireysel saldirilarda gerceklestirildi; yani Avrupa magandalasti, serefsizlesti. Onucuncu asirda Ingiltere Yahudileri tasfiye'ye basladi. 1890 ve 1910 dogusal Avrupa'da Yahudilere soykirim uygulanila - gelmistir. Bu siralarda uc milyona yakin Yahudi Amerika'ya goc etmistir; yani surgun yasamistir halk deyiminde. Birinci dunya savasindan sonra paralel fakat ayri olarak orgutlenen Ziyonist gucler ve Avrupa'nin anti-semitist irkciligi Yahudi tarihini illelebet bir degisiklige surukledi. 1945'lara dogru Nazi Almanya sistematik katliamlara basladi ve alti milyonun uzerinde Yahudi oldurdu. Sistematik soykirim orneginin en kotusu olarak tarihe gecti; gercektende akil - almaz bir hal idi. 1948'te Israil demokratik devleti olusturuldu fakat bu ulus gosterdiki bu sadece aldatici bir barinakti ve geciciydi. Cunku komsu ulkelerle savasa girilmisti ve terorizm korkusu - siddeti cogalmisti bu da iyice Israil devletini tahrip etmekteydi. Mevcut durumdaki diplomatik atilimlar Yahudi toplumuna barisi ve gelisimi vadetmekteydi ve Yahudi toplumu dalga dalga buyumekteydi.
Saygilarmla
EMANET
Yahudi medeniyetleri uzerine bir yazi kaleme alacagim sizler icin.
Herseyden evvel Yahudilik dunyanin ilk monoteistik (tektanrici) inancidir. Yahudilik zengin ve kulturel bir medeniyet kurmuslardir, en onemli nokta ise alimlik muessesseleridir. Bes bin yillik bir tarihi olan Musevilik, Yahudi cemaati gucunu imanindan almakta, tek Tanri'ya inanmakta, on emir taraftarligi yapip onca mukerrer eziyete karsi sapa - saglam ayakta durabilmekte ve dunyani kapsayan bir felsefe tasirlar.
Yahudi medeniyetinin mensesi Mezopotamya'dadir, Ibrahim ve destekcilerinin 2000 ve 1700 (Isa'dan once\Milattan once) yillarinda hicret ettigi tarihtedir. Ibrahim ve yoldaslari baskilardan ve ac kalinma korkusundan uzaklasmaktaydilar. Ibrahim'in ahfadi Misir'a goc ettiler ve son olarak Filistin'de konuslandilar. Israil hukumdarligini insa eden ve kurumlastiran Davut peygamber idi, Kuduste'de baskenti insa ettirmisti fakat milattan sonra 135'te Romenler burayida yikti. Buna ragmen yikilistan once Yahudiler Ortadogu'da kimliklerini duyurmaktaydilar; bati Avrupa'da da san edinmislerdi degerli ogreti ve kulturleriyle; ictenlikleri ve cana yakinliklariyla ve sevecenlikleriyle. Millattan once 700 ve 1100 tarihleri arasi Avrupa Karanlik Cagdayken, Ortadogulu Yahudiler edebiyat ve kultur konusunda Altin Cag tecrubesini yasimaktaydilar, maalesef bu surecin devamliligi saglanamadi. Hristiyanlar Yahudilere kotu bir donemi mujdelediler Avrupa'daki bu donemlerde Yahudilere is hakki taninmamaktaydi ve toprak sahibi olmaktanda men edilmislerdi. Avrupa'da Yahudi topluluklarina karsi kin ve hiddet artti, topluca saldirilardan tutun sucsuz insanlara bireysel saldirilarda gerceklestirildi; yani Avrupa magandalasti, serefsizlesti. Onucuncu asirda Ingiltere Yahudileri tasfiye'ye basladi. 1890 ve 1910 dogusal Avrupa'da Yahudilere soykirim uygulanila - gelmistir. Bu siralarda uc milyona yakin Yahudi Amerika'ya goc etmistir; yani surgun yasamistir halk deyiminde. Birinci dunya savasindan sonra paralel fakat ayri olarak orgutlenen Ziyonist gucler ve Avrupa'nin anti-semitist irkciligi Yahudi tarihini illelebet bir degisiklige surukledi. 1945'lara dogru Nazi Almanya sistematik katliamlara basladi ve alti milyonun uzerinde Yahudi oldurdu. Sistematik soykirim orneginin en kotusu olarak tarihe gecti; gercektende akil - almaz bir hal idi. 1948'te Israil demokratik devleti olusturuldu fakat bu ulus gosterdiki bu sadece aldatici bir barinakti ve geciciydi. Cunku komsu ulkelerle savasa girilmisti ve terorizm korkusu - siddeti cogalmisti bu da iyice Israil devletini tahrip etmekteydi. Mevcut durumdaki diplomatik atilimlar Yahudi toplumuna barisi ve gelisimi vadetmekteydi ve Yahudi toplumu dalga dalga buyumekteydi.
Saygilarmla
EMANET
Thursday, 11 June 2009
Hayat..
Bir sessiz cagrisimdir bu ta derinlerden, bir tutukluluktur bu ta yurekten; bir boguk sestir bu koca denizden, bir sinsi oyundur bu hayat denen zevk ve sen
Yuregimde bir aci hissediyorum, sanki...
Riyakar insanlarla karsilasmak kacinilmaz, kacarken bu insanlardan bocalamamak imkansiz; vaziyet cok ruhani ve umutsuz, nesneler karaltida simalar gozlem disinda; ak mi kara mi yurek, onuda zaman gosterecek, duvarlar dengesiz ve sarsintili; sanki uzerime yikilacak gibi sallantili, korkuyorum gecenin buhraninda, kimsesiz ve kimseye zarar vermemis biri olarak artik saldirisa gecmek istiyorum, icimdeki kizgin ates harmanlaniyor, sesim boguluyor, gogsum daraliyor, ellerim titriyor; hasretim yaraliyor, bedenimi percinlestiriyor, kimildamama izin vermiyor; hareketsiz ve kirilgan, yapa - yalniz ve unutulan..
Sunday, 31 May 2009
Subscribe to:
Posts (Atom)
